Thursday, 20th November 2008.
Pazartesi, 17th Kasım 2008

Uzay Yolu ve Mr Spock geri dönüyor

Lost dizisinin yapımcısı JJ Abrams, Londra’da düzenlediÄŸi bir basın toplantısıyla 2009 Mayısında gösterime girmesi beklenen Uzay Yolu filmini kısa kliplerle tanıttı.

ABD’li aktör Chris Pine’ın Kaptan Kirk, Heroes dizisinin yıldızı Zachary Quinto’nun Mr Spock ve İngiliz oyuncu Simon Pegg’in de mühendis Scotty’yi canlandırdığı filmde, Leonard Nimoy’un da ihtiyar Mr Spock’ı canlandırdığı görüldü.
Hiçbir zaman büyük bir Uzay Yolu hayranı olmadığını itiraf eden yapımcı Abrams, filmin Mayıs 2009’da gösterime girmesini öngördüklerini belirtti.

Basın toplantısında muhabirlere, üzerlerinde “Yıldız Filosu” ÅŸekli bulunan renkli mini kekler ikram edildi.

 

 

Kategori : KategorilenmemiÅŸ | Yorumlar : (0)

Pazartesi, 17th Kasım 2008

SEZEN’İ NASIL İKNA ETTİLER?
Gani Müjde, senarist ve yönetmen olarak imza attığı ‘Osmanlı Cumhuriyeti’ filminde yaÅŸanan ‘Sezen Aksu krizi’ni anlattı. Müjde, ‘evet’ deyip sonra vazgeçtiÄŸi rol için Aksu’yu tek bir cümlesiyle yumuÅŸatmayı baÅŸardığını söyledi.
Gani Müjde ve Ata Demirer, Kelebek’e verdiÄŸi röportajda; Sezen Aksu’nun ‘Osmanlı Cumhuriyeti’ filminde oynamayı nasıl kabul ettiÄŸini anlattı.

Gani Müjde: ‘Filmde ünlü olamamış bir fasıl ÅŸarkıcısı var. Buraya Türkiye’nin en ünlüsünü koymak istedim. Sezen aklıma geldi. Aradım, anlattım, hikayeyi çok beÄŸendi ve oynayacağını söyledi. Sonra ortadan kayboldu. Uzun süre aradım, sonunda buldum. Ve müsait zamanı olmadığını, yeni albüme gireceÄŸini, gelemeyeceÄŸini söyledi’

Kör kuyuda merdivensiz bıraktın
‘Kendi kendime küstüm. Ve o sahneyi sanatçısız çekmeye karar verdim. Sonra kendisiyle NTV’de karşılaÅŸtık. Sarıldık ve “Ah be Sezen, kör kuyularda merdivensiz bıraktın beni” dedim, ayrıldık. Ertesi gün beni aradı ve filmde oynayacağını söyledi. O kadar mutlu oldum ki… ‘

Oku evladım oku
Filmde 7. Osman’ı canlandıran Ata Demirer, Sezen Aksu’lu sahnenin çekimlerine dair ÅŸunları söyledi: “Ben padiÅŸahım ve karşımda Sezen Aksu ÅŸarkı söylüyor. Ne yalan söyleyeyim, rolümü anormal taciz ettim, tadını çıkardım. ‘Oku evladım, oku, bunu da oku, adın ne senin’ diyerek viskimi içip, olayın tadını çıkardım.”

 

 

Kategori : KategorilenmemiÅŸ | Yorumlar : (0)

Pazartesi, 17th Kasım 2008

Karate Kid’ 19 yıl sonra beyazperdede

Düşmanlarını alt etmek için karate öğrenen bir gencin öyküsünü anlatan “Karate Kid” serisi, 19 yıl aradan sonra yeni çevrimiyle seyirci karşısına çıkacak. Filmde, baÅŸrolü ünlü aktör Will Smith’in 10 yaşındaki oÄŸlu Jaden Smith üstlenecek.

BBC’nin internet sitesinde yer alan habere göre, “Umudunu Kaybetme-The Pursuit of Happyness” adlı filmde kamera karşısına geçen Will Smith ile oÄŸlu, “Karate Kid” filmi için de bir araya geldi.
Columbia Pictures ÅŸirketinin imzasını taşıyacak filmin yapımcılığını orijinal filmin de yapımcılığını üstlenen Jerry Weintraub gerçekleÅŸtirecek. Filmin yapımcıları arasında baÅŸrol oyuncusu Jaden Smith’in babası Will Smith, James Lassiter ile Ken Stovitz de yer alacak.

Senaryosunu Chris Murphy’nin kaleme aldığı filmin çekimlerine gelecek yıl Çin’in baÅŸkenti Pekin’de baÅŸlanacak. Çekimlere, Çin’in baÅŸka kentleri de ev sahipliÄŸi yapacak.

Filmde, orijinal yapımdaki gibi kendisine sataşan bir gruba karşı mücadele etmek için bir karate ustasından ders alan gencin öyküsü işlenecek.

Columbia Film’in baÅŸkanları Doug Belgrad ve Matt Tolmach, “Karate Kid” filminin gösterildiÄŸi dönemde büyük ilgi gördüğünü, 3 filmlik seriyi bugüne taşımayı amaçladıklarını belirtti.

“Karate Kid” serisi, ilk olarak 1984 yılında seyirci karşısına çıkmıştı. Ralph Macchio’nun yıldız gibi parladığı seri, 1986 ve 1989’daki filmlerle sürmüştü.

Oscarlı oyuncu Hilary Swank de 1994 yapımı “Sonraki Karate Kid-The Next Karate Kid” adlı filmle beyazperdeye adımını atmıştı.

Filmde, Karate Kid’in hocasını canlandıran Pat Morita, bu filmdeki rolü olan “Mr. Kesuke Miyagi” ile Oscar ödülüne aday gösterilmiÅŸti. BaÅŸarılı oyuncu, 2005 yılında 73 yaşında hayata gözlerini yummuÅŸtu.

 

 

Kategori : KategorilenmemiÅŸ | Yorumlar : (0)

Pazar, 16th Kasım 2008

Bu hafta sinemaseverleri 6 yeni fim bekliyor.

Sinemalarda hafta boyunca seyirciyle buluÅŸacak filmler şöyle…
“SON BULUÅžMA”
Nesli Çölgeçen’in yönettiÄŸi belgesel film “Son BuluÅŸma”da KurtuluÅŸ Savaşı’nın son tanıkları, Gazi Ömer Küyük, Gazi Yakup Satar ve Gazi Veysel Turan’ın günlük yaÅŸamları ve savaÅŸ yıllarına dair anıları gözler önüne seriliyor. Ömer Dede, önce Anıtkabir’i, ardından son kalan diÄŸer iki gazi, Yakup Satar ve Veysel Turan’ı ziyaret ediyor, anılarını paylaşıp birbirleriyle helâlleÅŸiyorlar.

“GİTMEK: BENİM MARLON VE BRANDOM - MY MARLON AND BRANDO”
Uluslararası yarışmalardan ödülle dönen ve gerçek bir hayat hikayesinden beyazperdeye aktarılan “Gitmek: Benim Marlon ve Brandom - My Marlon and Brando”, yönetmen Hüseyin Karabey’in ilk uzun metrajlı filmi. Filmde baÅŸrolleri paylaÅŸan Ayça Damgacı ve Hama Ali Khan, gerçek yaÅŸamdaki rollerini oynadı. Film, aÅŸkı uÄŸruna zorlu bir yolculuÄŸa çıkmayı göze alan bir kadının hikayesini anlatıyor.

“REC: ÖLÜM ÇIÄžLIÄžI”
Haftanın korku ve gerilim türündeki yeni filmi “Rec: Ölüm Çığlığı”. YönetmenliÄŸi Jaume Balaguero ve Paco Plaza’nın üstlendiÄŸi filmde, Pablo Rosso, Manuela Velasco, Javier Botet ve Manuel Bronchud baÅŸrolleri üstleniyor. Seyirciye 85 dakikalık seyir keyfi sunan filmde, TV muhabiri Angela ile haber kameramanı Pablo’nun, yaÅŸlı bir kadının geçirdiÄŸi kaza üzerine itfaiyecilerle gittikleri bir evde yaÅŸadıkları korku dolu anlar anlatılıyor.

“BAHÇEMDEKİ ATEÅž BÖCEKLERİ - FIREFLIES IN THE GARDEN”
Julia Roberts ile Ryan Reynolds’u bir araya getiren dram türündeki “Bahçemdeki AteÅŸ Böcekleri - Fireflies in the Garden” seyirciyle buluÅŸuyor. Yönetmen Dennis Lee’nin filminde, Roberts ve Reynolds’a, Willem Dafoe, Emily Watson ve Carrie-Anne Moss eÅŸlik ediyor. “Weachter” adlı bir ailenin dramatik hikayesini anlatan film, ilk olarak Berlin Film Festivali’nde gösterildi. AÅŸkın karmaÅŸası ve bir ailenin parçalanışını anlatan filmin, aynı zamanda yönetmenin yarı otobiyografik öyküsü olduÄŸu belirtiliyor.

“YILDIZLAR TAKIMI 3: MEZUNİYET YILI - HIGH SCHOOL MUSICAL 3: SENIOR YEAR”
“Yıldızlar Takımı 3: Mezuniyet Yılı - High School Musical 3: Senior Year” sinemaseverlerin beÄŸenisine sunuluyor. Romantizm, dram ve komedinin birleÅŸtiÄŸi filmi, Kenny Ortega yönetti. Zac Efron, Vanessa Anne Hudgens, Ashley Tisdale, Lucas Grabeel, Corbin Bleu ve Monique Coleman’ın performanslarını sergilediÄŸi film, aslında Walt Disney’in tv filmi serisi idi. Üçüncü kez beyazperdeye gelen filmde müzikal ögeler ağırlıklı. Lise son sınıf öğrencisi olan Troy ile Gabriella üniversite hayalleri kurmaktadır. Ancak üniversiteyi farklı kentlerde okuyacakları için aÅŸklarının geleceÄŸi tehlikeye düşer. Birbirlerinden ayrılacak olmaları gerçeÄŸi ile yüz yüze kalırlar. Kendi deneyimlerini, gelecek umutları ve endiÅŸelerini yansıtan seçkin bir müzikal sahneye koyarlar.

“FIRTINA - BAHOZ - THE STORM”
Kazım Öz’ün yönettiÄŸi filmde Cahit Gök, Havin Funda Saç, Selim Akgül ile Asiye Dinçsoy oynuyor. “Fırtına - Bahoz - The Storm”, üniversite gençliÄŸinin 1990’lardaki siyasallaÅŸmasını öğrenci kahramanları aracılığıyla beyazperdeye aktarıyor. Cemal, üniversite sınavını kazanarak, küçük taÅŸra kasabasından İstanbul’a gelir. Büyük ÅŸehrin kalabalığı içindeki yalnızlığı, sistem karşıtı devrimci bir grup ile tanışmasıyla sonra erer. Grubun öncülerinden Helin ile yaÅŸadığı çatışma, kimliÄŸini keÅŸfetmesi için de bir baÅŸlangıç olur.

Son BuluÅŸma

Yönetmen : Nesli Çölgeçen
Senaryo : Nesli Çölgeçen
Yapım : 2007, Türkiye
Tür :

Oyuncular
Ömer Küyük, Veysel Turan, Yakup Satar

Konu
Filmde KurtuluÅŸ Savaşı’nın son tanıkları, Gazi Ömer Küyük, Gazi Yakup Satar ve Gazi Veysel Turan’ın günlük yaÅŸamları ve savaÅŸ yıllarına dair anıları gözler önüne seriliyor.

Ömer Dede, önce Anıtkabir’i, ardından son kalan diÄŸer iki gazi, Yakup Satar ve Veysel Turan’ı ziyaret ediyor, anılarını paylaşıp birbirleriyle helâlleÅŸiyorlar.

Gitmek: Benim Marlon ve Brandom

My Marlon and Brando

Yönetmen : Hüseyin Karabey
Senaryo : Ayça Damgacı, Hüseyin Karabey
Müzisyen : Kemal Sahir Gürel
Yapım : 2007, Türkiye
Tür :
Süre : 1sa,33dk

Oyuncular
Ayça Damgacı, Hama Ali Kahn, Cengiz Bozkurt, Nesrin Cavadzade, Ani Ipekkaya

Konu
Türkiye’de daha önce çekilen bir filmin setinde tanışan Iraklı Kürt Hama Ali ile Türk oyuncu Ayça arasında bir aÅŸk baÅŸlamıştır… Film çekimleri bitmiÅŸ, Hama Ali Irak’a Ayça ise İstanbul da ki rutin yaÅŸ. geri dönmüştür…

Öykü savaÅŸa iki ay kala baÅŸlar. Artık Hama Ali Irak’ta, Ayça ise İstanbul’da dır. Ayça ile Hama Ali arasındaki telefon baÄŸlantısı saÄŸlıklı yürümemektedir. Hama Ali belli aralıklarla her seferinde baÅŸka bir yöntemle Kuzey Irak’tan amatör kamera ile çektiÄŸi görüntülü mesajları Ayça’ya göndermektedir. Ayça onun için kaygılanmaktadır…

Savaşın baÅŸlamasıyla beraber Ayça ile Hama Ali arasındaki iletiÅŸim tamamen kesilir. Ayça ona ulaÅŸmak için önce telefon trafiÄŸi ile (Konsolosluklar-DışiÅŸleri bakanlığı) sonrasında ise her ÅŸeyi göze alarak Irak’a gitmeye karar verir…

Yarı otobiyografik hikâyemiz aÅŸkın karmaÅŸasını ve bir ailenin parçalanışını, beklenmeyen bir trajedi ile anlatacak…
Bu dönemde ailesiyle, tiyatro çevresiyle ve kendisiyle mücadele etmek zorunda kalır…

SavaÅŸ Irak’ta bir kaosa ve yıkıma yol açmıştır. SavaÅŸ baÅŸlamadan önce müttefiklerin müdahalesinden yana olan Hama Ali için yaÅŸananlar hiçte beklediÄŸi ÅŸeyler deÄŸildir. Herkes Irak’tan kaçmaya çalışırken Ayça’nın Hama Ali’ye ulaÅŸma çabası adeta tersine bir yolculuÄŸa dönüşür.

Ayça doÄŸup büyüdüğü kenti ÅŸimdi baÅŸka türlü görmeye baÅŸlar; K.Irak’lı göçmen sanatçılar, Avrupa’ya gitmek için İstanbul’u mesken tutan mülteciler, kaçakçılar. Kentin gündelik yaÅŸamında fark edilmeyen insanlar; yalnız yaÅŸayan iki yaÅŸlı komÅŸu, Avangard bir tiyatro grubu ve çoÄŸu kez yanımızdan teÄŸet geçen fark edemediÄŸimiz insanlar.

Öyle bir an gelir ki Ayça İstanbul’da daha fazla durmanın anlamsız olduÄŸunu farkeder. Ya ÅŸimdi gidecektir ya da ömrünce bu piÅŸmanlıkla “yalnız” yaÅŸ. devam edecektir.

İstanbul’dan önce Diyarbakır’a oradan da Habur sınır kapısına gider. SavaÅŸ nedeniyle kapalı olan sınırda uzun Tır kuyrukları ve içeride kalan yakınlarından haber alamayan kadınlarla karşılaşır.

Bu arada Hama Ali bir savaÅŸ muhabirinin telefonuyla Ayça’ya ulaşır. Ayça’nın kesin kararlı olduÄŸunu anlayan Hama Ali, Irak’ta deÄŸil de daha güvenli bulduÄŸu için İran’da bir sınır kasabasında onunla buluÅŸmaya razı olur.

Turist olduÄŸuna kimseyi inandıramayan Ayça zorlu bir yolculuktan sonra İran’da ki sınır kasabasına ulaşır. Acaba savaÅŸ bu iki sevgilinin buluÅŸmasına izin verecek midir?

Bahçemdeki Ateş Böcekleri

Fireflies in The Garden

Yönetmen : Dennis Lee
Senaryo : Dennis Lee, Robert Frost
Yapım : 2008, ABD
Tür :
Süre : 2saat

Oyuncular
Emily Watson, Julia Roberts, Ryan Reynolds, Willem Dafoe

Konu
İsmi belli olmayan Åžikago yakınlarındaki bir orta batı kasabasında yaÅŸayan Taylor ailesinin dramatik hikâyesi… Bir üniversite profesörü ve yazar olan baba Charles (Willem Dafoe) duygusal açıdan kaba ve dominant karakterlidir. Mükemmel bir anne olan Lisa (Julia Roberts) ve ergenliÄŸe yeni giren oÄŸlu Michael (Cayden Boyd). Lisa’nın somurtkan ve küskün kız kardeÅŸi Jane (Hayden Panettierre) bir yazlığına aileye katılır ve Michael ile arkadaÅŸ olur.

Hikâyemiz bundan 22 yıl sonrasına taşınır. Ve Lisa’nın geç kalmış üniversite mezuniyetinin kutlamaları ile karşı karşıya geliriz. Michael (Ryan Reynolds) artık ünlü bir yazar olmuÅŸtur… Hikâyemizin başında annesinin karnında olan kızkardeÅŸi Ryne (Shannon Lucio), ise hukuk fakültesine gitmektedir. Jane (Emily Watson) ve kocası Jimmy Lawrence (George Newbern) Taylor’ların eski evinde yaÅŸamaktadır…

Yarı otobiyografik hikâyemiz aÅŸkın karmaÅŸasını ve bir ailenin parçalanışını, beklenmeyen bir trajedi ile anlatacak…

Rec: Ölüm Çığlığı

[Rec]

Yönetmen : Jaume Balagueró
Senaryo : Jaume Balagueró, Luis Berdejo
Yapım : 2007, İspanya
Tür :
Süre : 85dk

Oyuncular
Manuela Velasco, Ferran Terraza

Konu
Genç bir TV muhabiri olan Angela ile haber kameramanı Pablo, itfaiyecileri konu edinen bir program hazırlamaktadırlar. Oldukça sıkıcı geçen program bir telefonun gelmesiyle hareketlilik kazanır. Yaşlı bir kadının geçirdiği ev kazası ile ilgili gelen bu ihbar üzerine Angela ve Pablo itfaiyecilerin peşine takılır. Kadının evine varan ekip, evin içinden korkunç çığlıklar duyarlar. Bundan sonrası hafızalardan çıkmayacak bir kabustur.

High School Musical 3: Senior Year

Yönetmen : Kenny Ortega
Yapım : 2008, ABD
Tür :
Süre : 1 saat, 40 dk.

Oyuncular
Zac Efron, Vanessa Hudgens

Konu
Lise son sınıf öğrencisi olan Troy ile Gabriella üniversite hayalleri kurmaktadır. Ancak üniversiteyi farklı kentlerde okuyacakları için aşklarının geleceği tehlikeye düşer. Birbirlerinden ayrılacak olmaları gerçeği ile yüz yüze kalırlar. Kendi deneyimlerini, gelecek umutları ve endişelerini yansıtan seçkin bir müzikal sahneye koyarlar.

Serinin yeni bölümünde lise son sınıf öğrencisi olan Troy (Zac Efron) ile Gabriella’nın (Vanessa Hudgens) her ikisi de üniversite hayalleri kurmaktadır. Ancak üniversiteyi farklı kentlerde okuyacakları için birbirlerinden uzak düşecek olmaları aÅŸklarının geleceÄŸi üzerinde soru iÅŸaretleri bırakmıştır. (Vanessa Hudgens), üniversiteyi farklı yerlerde okuyacakları için birbirlerinden ayrılacak olmaları gerçeÄŸi ile yüzyüze kalırlar. Geri kalan kadroyu Wildcats dans grubunun tamamladığı filmde, kendi deneyimlerini, gelecek umutları ve endiÅŸelerini yansıtan seçkin bir müzikal sahneye koyarlar.

Fırtına

Bahoz

Yönetmen : Kazım Öz
Senaryo : Kazım Öz
Yapım : 2007, Türkiye
Tür :
Süre : 155dk

Oyuncular
Ali Sürmeli, Volga Sorgu , Sinan Bengier, Asiye Dinçsoy, Havin Funda Saç, Selim Akgül, Ali Geçimli, Cahit Gök

Konu
FotoÄŸraf filminin ardından Dûr (Uzak) adlı belgeseliyle tanıdığımız Kazım Öz, yeni filmi Fırtına’yla seyircisiyle buluÅŸmaya hazırlanıyor. Fırtına, üniversite gençliÄŸinin 1990’lardaki siyasallaÅŸmasını Cemal, Rojda ve Orhan adındaki öğrenci kahramanları aracılığıyla beyazperdeye aktarıyor.

Cemal, üniversite sınavını kazanarak, küçük taÅŸra kasabasından İstanbul’a gelir. Büyük ÅŸehrin kalabalığı içindeki yalnızlığı, sistem karşıtı devrimci bir grup ile tanışmasıyla sonra erer. Grubun öncülerinden Helin ile yaÅŸadığı çatışma, kimliÄŸini keÅŸfetmesi için de bir baÅŸlangıç olur. Benzer bir süreci yaÅŸayan Rojda ve Orhan da zamanla deÄŸiÅŸip grubun aktif birer üyesi olurlar.

 

 

Kategori : KategorilenmemiÅŸ | Yorumlar : (0)

Pazar, 16th Kasım 2008

Åžehirli bir ‘züppe’nin saf bir iliÅŸkide kendisiyle hesaplaÅŸması anlatıldığı dokunaklı film kendi çapında Türk sinemasının ‘Love story’si oluyor…
Film izlendikten sonra okunması önerimizle… Kitapçılar hayatın kırılma noktaları olabilir mi? KuÅŸkusuz herkes için deÄŸil ama, bazı filmlerin kahramanları için galiba öyle… Önce Antalya’da izleme ÅŸansı bulduÄŸumuz ‘Süt’e iliÅŸkin bir tüyo verelim; Semih KaplanoÄŸlu’nun üçlemesinin ikinci ayağında Yusuf, askerlik iÅŸlemleri için gittiÄŸi İzmir’de bir kitapçıda tanıştığı kıza sanki çok fena tutuluyor ama… (‘Ama’nın devamını film vizyona girdiÄŸinde görürsünüz. Aslında yine yakında gösterime girecek olan ‘Sonbahar’ın iki ‘kayıp ruh’u da birbirlerine kitapçıda rastlıyorlar). Öte yandan Hugh Grant’la Julia Roberts’ın baÅŸrollerini paylaÅŸtığı ‘Nothing Hill’de de benzer bir durum vardı, öykünün kahramanları bir kitapçıda tanışıyorlardı (HoÅŸ bu filmdeki aÅŸkın erkek kanadı, zaten kitapevinin sahibiydi ya neyse). Gelelim meselenin ‘güncel’ ayağına; bugünden itibaren gösterime giren ÇaÄŸan Irmak’ın son filmi ‘Issız Adam’ın iki ana karakteri Alper’le Ada’nın yollarının ilk kez kesiÅŸtiÄŸi mekân da bir kitapçı. Bu iki farklı hayat tarzının temsilcisini, Thomas Hardy’nin ‘Çılgın Kalabalıktan Uzakta’sı birleÅŸtiriyor. Film de zaten bu birleÅŸmenin öyküsünün ve açmazlarının etrafında dolaşıyor.

Lakin her zaman olduÄŸu gibi önce kısa bir özet: 30’lu yaÅŸlarını süren Alper, BeyoÄŸlu’nda ‘yeni dönem’ müşteriye hizmet eden cafe-restoranlardan birinin sahibidir. Kendisi de iyi yemek yapan Alper’in hayat çizelgesi bellidir; sabah kahvaltısını kendi mekânında yapar, öğleden sonra etrafta turlar, gece mutfakta müşterilerine maharetlerini gösterir, lambayı da genellikle para karşılığı seksle söndürür. Restoranındaki elemanlara ise ‘Uçana kaçana konar’ bir imaj çizer. Bir kitapçıda rastladığı ve peÅŸinden sürüklendiÄŸi Ada’ya gelince; bir ara sinema çevrelerine takılmış, film ve dizilerde çalışmış ama iki yıllık deneyimi sırasında o hengâmenin içinde var olmak istemediÄŸini anlamış genç ve güzel bir kızdır. Miniklere kostüm dikerek hayatını kazandığı küçük ve ÅŸirin bir dükkânı vardır. Alper’in ‘yoklamaları’na ise önce kayıtsız kalır ama ardından kendini, inandığı bir aÅŸkın kollarına atıverir. Her ÅŸey çok çabuk geliÅŸir, hatta bir arkadaşının düğününe katılmak için Tarsus’tan kalkıp gelen Alper’in annesi bile iliÅŸkideki yerini alır. Ada, ‘müstakbel’ kaynanasıyla çok iyi geçinir, ‘çok özel’ bir çaba göstermeden yaÅŸlı kadınla genç kız kaynaşır amma velakin…

Bir tekme de biz vursak
ÇaÄŸan Irmak, tanımsız bir zaman diliminde ve ülkede geçen ‘Ulak’tan sonra, mekân ve zaman açısından çok daha ‘tanımlı’ ve net bir hikâyeyle karşımızda. ‘Issız Adam’, ilginç bir film. Etkileri açısından kuÅŸkusuz yönetmenin en iyi iÅŸi olan ‘Babam ve OÄŸlum’u andırıyor. Hikâye, aslında ne aradığı konusunda kuÅŸkuları olan, daha doÄŸrusu bir iliÅŸkiyi yürütme yolunda kendini zayıf ve inançsız hisseden Alper’in dertleri üzerine kurulu. DoÄŸrusu hikâye hem Alper’i, hem de diÄŸer karaktere Ada’yı tanıtma aÅŸamasında, fazla ‘acaba’lar barındırıyor. Bu açıdan öyküyle kontak kurma aÅŸamasında zorlanıyorsunuz. Bunun en büyük nedeni de, anlatım problemleri deÄŸil, bizzat Alper’in kiÅŸiliÄŸi. Bugün hemen her iÅŸ kolunda, her disiplinde çokça rastlayacağınız, özellikle gazetelerin Cumartesi-Pazar eklerinde ‘baÅŸarı öykülerini’ adım başı okuduÄŸunuz ‘ahir zaman’ kahramanlarından biri Alper. BaÅŸarılı, ‘kentli’, kendine özgüveni had safhada ve bir o kadar da bireyci (bencil ya da egoist, kuÅŸkusuz daha doÄŸru tanımlamalar). Paraları var, görgüleri var, evet doÄŸru pek okumuyorlar ama mesela müziÄŸin eskisine bayılıyorlar. ‘Retro’ onlar için çok önemli. Eski 45’likler ellerinde, aÄŸlarına düşüreceklerini böyle kandırıyorlar. Dolayısıyla zaten gerçek hayatta yeterince nefret ettiÄŸiniz bu türden bir karakteri beyazperdede görmek, insanı fazlasıyla sinirli yapıyor. Bu açıdan ‘Issız Adam’a mesafeli baÅŸlamak ve giderek de kızmak mümkün. Çünkü ‘Alper gibilerin hikâyesinin neresine katlanacağım ki?’ diye düşünüyorsunuz. Hayatta karşınıza çıksa, düştüğü noktada ‘Bir tekme de ben vurayım’ diyeceÄŸiniz cinsten biri o. Ama sinemanın bir avantajı var; sizi karanlık bir salona hapsediyor ve böylece ‘tezlerini dayatma fırsatı buluyor (HoÅŸ, sinemayı daha çok DVD üzerinden takip edenler için böyle bir zorunluluk yok, bas ‘Pause’a, bitsin bütün dertler…).

Yıldız Kültür’e dikkat
Sözün özü, öykü boyunca sık sık ‘Yahu bu Alper gibiler mutluluÄŸu hak ediyor mu?’ türünde hesaplaÅŸmalar yaşıyoruz. Lakin ÇaÄŸan Irmak, tıpkı ‘Mustafa Hakkında Her Åžey’de olduÄŸu gibi kahramanın derdini aktarmaya ve onu bile anlamamız gerektiÄŸi yolunda bir çabaya giriÅŸmiÅŸ ‘Issız Adam’da. Sonuç? Film, bence hem hedefine varıyor, hem de ‘İyiydi’ notunu hak ediyor. Aslında ‘Issız Adam’, yaÅŸla ve hayat görgüsüyle birlikte daha çok sevilecek yapımlardan. Öngösterim sonrası genel hava karşımızdaki yapıtın daha çok genç eleÅŸtirmenlerin burun kıvırdığı, ortayaÅŸlıların ise beÄŸenip önemsediÄŸi bir film olduÄŸuydu. Bilmiyorum, ‘kuÅŸaklar üzerinden’ bu kadar kesin yargılara varmak doÄŸru mu ama kendi adıma ÅŸunu söyleyebilirim; kimi yerlerdeki mantık zorlamalarına ve filmin neredeyse tamamına sinen ‘demode’liÄŸe raÄŸmen ‘Issız Adam’, benim çok hoÅŸuma gitti. Ayrıca film sonrası bazılarımız, gözyaÅŸlarımızı tutamadığımızı birbirimize itiraf ettik bile. Duygusallığını bir tarafa bırakırsak, mesela oyunculuklar açısından film bazı yerlerde tökezliyor. Buna oyunculardan çok kimi diyalogların uzunluÄŸu ve gereksiz ÅŸiirselliÄŸi neden oluyor gibi. Ama yine de ‘Barda’daki performansını çok daha beÄŸenmediÄŸim Melis Birkan, bu kez ‘alkışı hak edecek’ biçimde rolünün üstesinden gelmiÅŸ. Alper’i canlandıran Cemal Hünel’e iliÅŸkin sanırım doÄŸru bir yargıda bulunmak için henüz erken ama bu film itibarıyla bazı diyaloglardaki gereksiz ‘ÅŸehirliliÄŸi’ ve abartmalı tanımları hariç, sınıfı geçtiÄŸini söyleyebiliriz. Anne Müzeyyen rolündeki Yıldız Kültür ise kısa ama harika oynuyor. Fakat onun da şöyle bir zaafiyeti var; yüzü ve ifadeleri çok ÅŸehirli ama karakteri taÅŸralı (hatta Tarsus’u bilen arkadaÅŸlar, “İyi de Tarsuslu biri bu çaÄŸda hâlâ insan alışveriÅŸ merkezlerine ve yürüyen merdivenlere hayret eder mi?” dediler). Yine de Kültür çok iyiydi.

‘Ada’m kireç tutmuyor
Alper karakteri üzerinden düşünmeye devam edersek, seks parasız olunca ‘teklemesi’, hep meselelerin kolayına kaçması, eskinin deÄŸerlerinden alabildiÄŸine uzaklaÅŸmak için çabalamasına raÄŸmen iÅŸ müziÄŸe gelince çark etmesi ve doÄŸru dürüst bir iliÅŸkiyi yürütmeye ‘paçası’nın yetmemesi, son derece güzel ayrıntılar olmuÅŸ. Ayrıca filmin ‘demode’likleri faslından ele alınacak kumsal sahneleri de, nedense bana çok arabesk ama çok da güzel geldi.

Sonuçta Alper’in derdi özel olarak neydi, tam anlayabildiÄŸimi söyleyemem ama geçmiÅŸi, kendisini korkutan çok sayıda insan var bu topraklarda. Galiba mutsuzluÄŸumuzun nedenlerinden biri de bu (fakirlik ve ekonominin eÅŸitsiz dağılımı gibi ‘katı’ gerçekleri dışarıda tutarsak). Alper’in hikâyesine gelince; ona geçmiÅŸini en çok annesi hatırlatıyor (aslında Müzeyyen Hanım’la Alper’in iliÅŸkisinde film, ‘Babam ve OÄŸlum’dan mülhem ‘Annem ve OÄŸlum’ tadına ulaşıyor). Ve bu aÅŸamada da kurulu düzeni bozulmasın diye, herkesi hayatından kapı dışarı ediyor. Bu yeri geldiÄŸinde annesi oluyor, yeri geldiÄŸinde de sevgilisi…. ÇaÄŸan Irmak, iÅŸte bu bencil adamın öyküsünden bana kalırsa modern zamanların Türk sinemasına bir ‘Love story’ hediye etmiÅŸ (HoÅŸ, bizim ‘Love story’mize kanser damgasını vurmuyor ama zaten Alper gibiler de adamı kanser eder doÄŸrusu).
Son olarak filmin müzikleri çok iyiydi. Bora EbeoÄŸlu’nu ama en çok Nil Burak’ı anmak, en azından bizim kuÅŸaÄŸa iyi geldi. Sanırım, eskilere bu filmden sonra yeniden göz atmanın tam da sırası…

 

 

Kategori : KategorilenmemiÅŸ | Yorumlar : (0)

Pazar, 16th Kasım 2008

Senaryosu ReÅŸat Nuri Güntekin’in romanından uyarlanarak yazılan, baÅŸrollerini Burak Hakkı ve Aslı TandoÄŸan’ın paylaÅŸtığı Show TV ekranlarında yayınlanan sevilen dizi “Dudaktan Kalbe”nin müzikleri albüm oldu. Müziklerini daha önce “Yaprak Dökümü”nün müzikleriyle de ses getiren Toygar Işıklı’nın hazırladığı ve sözlü ÅŸarkılarını da seslendirdiÄŸi albüm EMI etiketiyle müzik marketlere sunuldu.

Dudaktan Kalbe Dizi Müzikleri

Gecenin Hüznü
Söz & Müzik: Toygar Işıklı
Kınalı Yapıncak
Babam
Masumiyet
Çok Geç
Söz & Müzik: Toygar Işıklı
Çığlık
Mesafe
Gecenin Hüznü (Jenerik Version)
Sardunyalar
Söz: Toygar Işıklı
Müzik: Toygar Işıklı, Hakan Yeşilkaya
BekleyiÅŸ
Saklı Aşk
Kırılgan
Fırtına Öncesi
Kalbimdeki Sancı
Söz & Müzik: Toygar Işıklı
Zaman Geçmez
Veda
Paramparça
Geçmişin İzleri
Gecenin Hüznü (Kısa Version)
Tedirgin
Ölüm
Yine Yalnız
Annem
Su Gibi Durgun
Sessiz
Bulutların Üstünde
Siyah Yıldızlar
Karanlık

Tüm şarkılar Toygar Işıklı tarafından seslendirilmiştir.

 

 

Kategori : KategorilenmemiÅŸ | Yorumlar : (0)

Pazar, 16th Kasım 2008

Yonca Evcimik yeni albümü “Şöhret (İbret Öyküsü)”nü tamamladı. Mucize İşler etiketiyle müzik marketlerde yerini alacak albümde ikisi “Şöhret”in deÄŸiÅŸik versiyonları olmak üzere 9 ÅŸarkı bulunuyor. Müzik dünyasının içler acısı haline ve genç kızların şöhret olabilmek için düştüğü durumlara dokunduran albümün isim ÅŸarkısının müziÄŸi Bora Öztoprak‘a, sözü ise Bora Öztoprak ve Yonca Evcimik’e ait. Albümde eski bir adaptasyon ÅŸarkı olan “Çapkın Kız”ı da yorumlayan Yonca Evcimik, bunun dışında sözü Ceyhun Pome’ye, müziÄŸi UÄŸur Yıldıran’a ait “Ah Be Yonca” ve sözü Tamer Gürsoy’a, müziÄŸi Murat GüneÅŸ’e ait “Zor Olacak” isimli ÅŸarkıları yorumluyor. DiÄŸer ÅŸarkıları ise UÄŸur ve Popkorn grubu seslendiriyor. Albümde aranjör koltuÄŸundaki isim ise Onur Betin. Benim albümde en sevdiÄŸim ÅŸarkı gariptir ki Yonca Evcimik’in seslendirmediÄŸi bir ÅŸarkı: İlhan Ünver imzalı “Anasının Kuzusu”. Bunun dışında albümün slowu “Zor Olacak” ve nostaljik parçası “Çapkın Kız” da fena deÄŸil diyebildiÄŸim ÅŸarkılar ama bunun dışındaki Ceyhun Pome ve UÄŸur Yıldıran imzalı “E AÅŸk Bu” ve “Uza” ÅŸarkıları beni hiç sarmadı. Çıkış parçası “Şöhret”in ise introsu biraz heyecanlandırmayı baÅŸarırken, ÅŸarkının tamamı benim için yine hayal kırıklığı oldu. Ardı ardına gelen baÅŸarısız single ve maksi single denemelerinin ardından artık bu albümle emin oldum ki, Yonca Evcimik ilk üç albümünde seslendirdiÄŸi güzellikteki ÅŸarkıları bir daha yakalayamayacak. Ne yazık ki bu albüm müzik piyasasının kötü durumuna gönderme yaparken, kendisi o kötü gidiÅŸatın bir parçası olarak çeliÅŸkili bir durum sergilemiÅŸ.

 

 

Kategori : KategorilenmemiÅŸ | Yorumlar : (0)

Pazar, 16th Kasım 2008

Åžarkıcı Alex yeni albümü “Alextronika - Depresif Pollyanna” adlı albümünü Seyhan Müzik etiketi ile yayınladı. 7 ay süren bir çalışmanın sonucunda hazırlanan albüm “Alextronika” projesinin devamı niteliÄŸi taşıyor. Albümde söz ve müziÄŸi Alex’e ait “Depresif Pollynana” ve “AÅŸk Tazesi” adlı 2 ÅŸarkı bulunuyor. İlk albümü “Çok Zor”u 2005 yılında yayınlayan ve bu albümdeki 5 ÅŸarkıyı Kıvanch K. düzenlemeleriyle Alextronika adlı albümde yeniden yayınlayan Alex, yeni albümünün ilk video klibini Depresif Pollyanna adlı ÅŸarkıya çekti. Tuz gölünde çekilen klipte 4 yabancı mankenin yanısıra Kıvanch K. da rol aldı.

 

 

Kategori : KategorilenmemiÅŸ | Yorumlar : (0)

Pazar, 16th Kasım 2008

2009′un Eurovision fatihi olarak ÅŸimdiden halkın gönlüne yerleÅŸen Hadise, TRT tarafından seçilmesinin ardından medyada ve kamuoyunda ilgi görmeye devam ediyor. Bir kısım medya “Türkiye’de sanatçı mı kalmadı?” görüşüyle taraflı ve yapay bir tartışma ortamı yaratmaya soyunurken kamuoyu ve müzik çevreleri ise seçimden oldukça memnun.

Kültür ve Turizm Bakanı ErtuÄŸrul Günay, Dünya Turizm Fuarı’na (WTM) katılmak üzere Londra’ya uçmadan önce Hadise ve Eurovision hakkındaki soruları yanıtladı. Eurovision Åžarkı Yarışması’nda bizi temsil edecek Hadise’nin Türkiye için umut olduÄŸunu söyleyen Günay, ‘Her yıl yeni bir umutla Eurovision’a gidiyoruz. Bu yıl çarpıcı bir seçim oldu. Medya da halk da yoÄŸun ilgi gösteriyor. Umarım olumlu bir dönüşüm saÄŸlar. Ben seçilmiÅŸ arkadaşımıza baÅŸarılar diliyor ve Türkiye’yi iyi temsil etmesini diliyorum’ dedi.

Bugün gazetesinin mikrofon uzattığı bazı ünlü isimler de Hadise’nin seçilmesiyle ilgili olarak ÅŸunları söyledi:

Sezen Aksu: ”Hadise’yi gençliÄŸi, çalışma azmi, sahne performansıyla çok beÄŸeniyorum. Onun Eurovision’a seçilmesi beni çok mutlu etti. Zaten ben, oraya gençlerin, onların dilinden anlayanların gitmesinden yanayım. Gençleri her zaman bu yönde destekleyeceÄŸim. Hadise de umarım baÅŸarılı bir sonuçla oradan döner.”

Kayahan: ”EÄŸer doÄŸru söz ve ÅŸarkıyla katılırsa baÅŸarılı olabilir. Bana söz istemek için teklifte bulunurlarsa seve seve katkıda bulunabilirim. Oylama, SMS yoluyla yapıldığı için baÅŸarılı olmamız olası. Hadise’nin Belçika’da yaÅŸadığını, Avrupa kültürünü de gördüğünü biliyorum. Yarışırken onların dilinden konuÅŸmak avantajdır.”

Hande Yener: ”Müzik tarzı bana hiç uymuyor. Kimse kimseyi beÄŸenmek zorunda deÄŸil. Kimin gideceÄŸine halkın karar vermesi daha doÄŸru olurdu. Onun Eurovision’a seçilmesi konusunda yorum yapmayacağım. Bu yarışmanın öyle bizim abarttığımız gibi önemli olmadığını düşünüyorum.”

Mustafa Sandal: ”Eurovision’da baÅŸarılı olmak için sadece güzel olmak yetmiyor. Avrupalılar güzel insan görmeye alışıklar. Güzel, sahneyi dolduran, dans eden birisi ama ÅŸarkı çok önemli. İyi bir besteyle gitmesi ÅŸart. Ayrıca herkes ÅŸunu bilsin bu yarışma öyle çok önemli bir olay deÄŸil. Bana da böyle teklif gelmiÅŸti ancak kabul etmedim. Çünkü zaten Avrupa’da konserlerim oluyor. Orada altın plak da aldım.”

Özdemir ErdoÄŸan: ”Hadise kızımız bir kere Avrupa kültürünü almış birisi. Türkiye’de onca sanatçı varken, müzik adına senelerini vermiÅŸ kiÅŸiler varken neden onun seçildiÄŸini bir türlü anlamıyorum. Bence Hadise’nin Eurovision’a seçilmesi ülkemizdeki sanatçılara büyük haksızlık olmuÅŸtur.”

İzzet Öz: ”Sempatik, ÅŸov yapan, lisanı olan biri. Tabii onun tarzına uygun olarak hızlı, kıpır kıpır bir parça olacaktır. Hadise bence doÄŸru bir isimdir beni rahatsız etmedi. Åžimdiki gençliÄŸin dinlediÄŸi, istediÄŸi müzik eskisine göre çok deÄŸiÅŸti. Bazılarının iddia ettiÄŸi gibi müziÄŸin duayenlerini, ülkemizin enlerini oraya yollamak bir çözüm olamaz. Onların bazıları da bir zamanlar Eurovision’da yarışmış ve sonuncu gelmiÅŸti.”

 

 

Kategori : KategorilenmemiÅŸ | Yorumlar : (0)

Pazar, 16th Kasım 2008

GeçtiÄŸimiz hafta vizyona giren yeni James Bond filmi “Quantum of Solace”, film müzikleri ile karşımızda!

Bond Tarihinde Bir İlk! Bu film için kaydedilen “Another Way To Die” ÅŸarkısı James Bond tarihindeki ilk düet olma özelliÄŸini taşıyor!

Platin plak ve Grammy ödüllü sanatçılar; White Stripes ve The Raconteurs gruplarından tanıdığımız Jack White ile Alicia Keys ’in birlikte söylediÄŸi “Another Way To Die” adlı ÅŸarkı, Jack White tarafından yazıldı. Reklamlarda sıkça karşılaÅŸtığımız bu ÅŸarkıda Jack White; vokallerin yanı sıra davullarda da yeteneÄŸini konuÅŸturuyor. Filmin yapımcıları Michael G. Wilson ve Barbara Broccoli: “Böyle bir proje için Jack White ve Alicia Keys gibi birbirinden yetenekli sanatçılarla çalışmak bizim için büyük bir ÅŸans, filmden ilham alarak ortaya çıkardıkları bu çalışma gerçekten inanılmaz!” diyorlar.

22 James Bond filmi Quantum of Solace’ın orijinal film müziklerinin yer aldığı bu albümdeki diÄŸer ÅŸarkılar ise; “Casino Royal” ve “Independence Day” filmlerinin müziklerini yapan David Arnold imzalı!

Özel James Bond filmi posteri de bu albümde.

Quantum Of Solace:

01 Time To Get Out 3:46
02 The Palio :51
03 Inside Man :36
04 Bond In Haiti :35
05 Somebody Wants To Kill You 2:16
06 Greene & Camille 2:09
07 Pursuit At Port Au Prince 6:06
08 No Interest In Dominic Greene 2:46
09 Night At The Opera 3:05
10 Restrict Bond’s Movements 2:21
11 Talamone :28
12 What’s Keeping You Awake 1:44
13 Bolivian Taxi Ride :47
14 Field Trip :30
15 Forgive Yourself 2:24
16 DC3 1:13
17 Target Terminated 3:51
18 Camille’s Story 4:02
19 Oil Fields 2:35
20 Have You Ever Killed Someone? 1:42
21 Perla De Las Dunas 8:32
22 The Dead Don’t Care About Vengeance 1:11
23 I Never Left :36
24 Another Way To Die (Jack White & Alicia Keys) 4:23

 

 

Kategori : KategorilenmemiÅŸ | Yorumlar : (0)